Çirkin Ördek Yavrusu Masalı

Çirkin Ördek Yavrusu Masalı

Nehrin kıyısında yaşayan bembeyaz anne ördek kuluçkaya yatmış, doğacak yavrularını heyecanla beklemekteydi. Çok yakın zamanda yumurtaları çatlayacak ve beş yavrusu dünyaya gelecekti. Anne ördek yavruları doğduktan sonra onlarla oynayacakları oyunların hayallerini kurarak, yumurtaların üzerinde keyifle oturuyordu.

Ama anne ördeğin kafasına takılan bir şey vardı. Kuluçkadaki beş yumurtadan birinin diğer yumurtalara göre daha büyük olduğunu fark etmişti. Yine de bu durum anne ördeğin mutluluğuna engel değildi.

Bir sabah anne ördek uykusundan uyanıp yumurtalarına baktığında, beş yumurtasından dördünün çatladığını gördü. Yavru ördekler yumurtaları kırarak dışarı çıkmaya çalışıyorlar, bir taraftan da ilk kez gördükleri annelerine gülümsüyorlardı. Anne ördek yavruları doğduğu için çok sevinmişti ama son yumurta neden çatlamadı diye de düşünmeden edemedi.

Bütün yavrular yumurtalarını kırıp çıkmışlardı bile ama beşinci yumurtada hala bir çatlama bile olmamıştı. Anne ördek beşinci yumurtanın üzerinde biraz daha yatmak istese de çıkan yavrular artık iyice acıkmıştı. Anne ördeğin yavrularını doyurması için onlarla birlikte dışarıya çıkıp yiyecek bulması gerekiyordu. Son yumurtanın artık çıkmayacağını düşünerek dört yavrusunu yanına alıp dışarıda yiyecek aramaya çıktı.

Yavru ördekler dışarıda anneleriyle birlikte gezip bolca taze yiyecek yediler. Akşam olup, karınları doyunca da anneleri ile birlikte geri yuvaya döndüler ve gördükleri karşısında çok şaşırdılar. Yuvada duran son yumurta da kabuğunu kırıp çıkmıştı. Dışarıdan dönen anne ördek ile kardeşlerine meraklı gözlerle bakıyordu. Ama bir sorun vardı, bu ördek diğer dört kardeşine hiç benzemiyordu.

Diğer dört ördek sarı renkli iken, son çıkan kardeşleri siyah renkliydi. Ayrıca boynu daha uzun ve gözleri daha büyüktü. Kardeşleri kendi aralarında ne kadar da çirkin bir ördek yavrusu diye fısıldaşıyorlar ve onu yanlarına almak istemiyorlardı.

Anne ördek son yavrusunun da doğduğuna sevindi ama diğer kardeşlerinden farklı olduğu için de çok şaşırdı. Şaşırmış olsa da anne ördek yavrusuna hemen sarıldı ve onu her annenin yavrusunu sevdiği kadar çok sevdi. Onu da diğer yavruları gibi kanatlarının altına aldı ve onlara sarılarak huzurlu bir uykuya daldı.

Aradan zaman geçtikçe yavru ördekler büyüyorlar, arkadaşlarıyla nehirde yüzüp eğleniyorlardı. Ama nehirde yüzen hiçbir ördek yavrusu bu siyah renkli, koca gözlü ördek yavrusu ile oynamak istemiyordu. Ona çirkin ördek yavrusu diyorlar ve aralarına almak istemiyorlardı. Çirkin ördek yavrusu ise bu duruma çok üzülüyor, onlara benzemediği için kendini kötü hissediyordu.

Çirkin ördek yavrusu bir gün hiç arkadaşının olmamasından çok sıkıldı. Kendine arkadaş bulabilmek için uzaklara gitmeye karar verdi. Yolculuk yaparken kendine bir arkadaş bulabileceğini düşünerek yola çıktı. Nehrin kenarında yürürken yaban kazlarına rastladı.

Arkadaş olma ümidi ile hemen kazların yanına gidip selam verdi ama kazlar hiç ses çıkarmadan dikkatle onu izliyorlar ve kendi aralarında fısıldaşıyorlardı. Bu ne çirkin bir şey böyle hiç kaz yavrusuna benzemiyor daha önce hiç böyle bir hayvan görmemiştik diye konuştular. Çirkin ördek fısıltıları duydu ve kendisi hakkında yaban kazlarının söylediği şeylere çok üzüldü. Kazlardan daha farklı olduğunu ve çirkin olduğu için onların yanında kalamayacağını düşünüp yoluna devam etti.

Akşam olup hava kararmaya başlayınca çirkin ördek geceyi geçirmek için bir yer ararken biraz ileride ışıkları açık bir kulübe gördü. Kulübenin yanına gidip camdan içeri baktı. İçeride bir tavuk bir kedi bir de yaşlı kadın yaşıyordu. Kedi ile tavuk sobanın kenarına yatmış ısınıyor, yaşlı kadın ise kitap okuyordu. Çirkin ördek kapıyı çalınca yaşlı kadın ağır adımlarla gelip kulübenin kapısını açtı. Çirkin ördeği görünce “aaa sen de nereden çıktın yolunu mu kaybettin yoksa çirkin şey gecenin bu vaktinde dışarıda ne arıyorsun” diyerek çirkin ördeği içeriye aldı.

Ördek yaşlı kadının bile kendisine “çirkin şey” dediğini duyunca, “ben neden bu kadar çirkinim ki” diyerek kendi kendine kızdı. Tavuk ve kedi ise eve yeni gelen bu misafirden hiç hoşlanmadılar. Tavuk yüksek sesle gıdaklıyor kedi ise tüylerini kabartmış dişlerini göstererek çirkin ördek yavrusuna bakıyordu. Çirkin ördeğin annesi ona daha önceleri, kedilerden uzak durmasını söylemişti. Hemen aklına annesinin o sözleri geldi ve kedinin kendisine zarar vereceğinden daha da korktu. Annesini bırakıp gittiği için yanlış yaptığını düşündü ama evden çok uzaklaşmıştı. Artık evin yolunu bulamayacağından eve geri dönemeyecekti.

Kediden korksa da yaşlı kadın onu bırakmadı. Artık sende bizimlesin deyip onu içeriye aldı. Kedi yaşlı kadının kendisine kızacağını bildiği için çirkin ördek yavrusuna zarar veremedi ama yaşlı kadının görmediği ilk fırsatta onu yemeyi düşündü. Çirkin ördek yavrusu en azından sabaha kadar burada kalıp sabah daha güvenli bir yere gitmeye karar verdi.

Sabah olup güneş açınca yaşlı kadın kedi ve tavuk daha uyanmadan çirkin ördek yavrusu kapıyı sessizce açıp kulübeden ayrıldı.

Yürümeye devam ederken kendi kendine düşündü. Keşke annem ile kardeşlerimi bırakıp gelmeseydim. Çirkin olduğum için arkadaş bulamayacağım gibi en sonunda başıma bir iş gelecek, annem yanımda olsaydı güvende olacaktım. Keşke eve dönebilsem dedi ama artık eve dönemeyeceğini biliyordu.

Çirkin ördek yavrusu, nehir kıyısında biraz daha yürüdükten sonra nehirde yüzen kuğuları gördü. Çok yorulduğu için oturup biraz onları izlemek istedi. Selam vermek istese de kendisinin çirkin olduğu için istemeyeceklerini ve aralarına almayacaklarını düşünüp selam vermekten vazgeçti.

Kuğuları ilk kez gören çirkin ördek onları çok beğendi, o kadar güzel yüzüyorlardı ki suyun üzerinde adeta süzülüyorlardı. Uzun boyunları adeta bir yay gibi kıvrık ve çok asil gözüküyordu. Onları izlerken bir anda kendi boynunun da uzun olduğu aklına geldi. Kuğuların boynuna çok benziyordu. Sonra kuğuların gözlerine baktı, iri ve parlak gözleri siyah bir mücevheri andırıyordu. O anda çirkin ördeğin kendi gözlerinin de diğer ördeklerden daha büyük olduğu aklına gelince bir anda heyecanlandı. Hemen koşarak nehrin kıyısına geldi tam nehre girip kuğuların yanına gidecekken suda kendi yansımasını gördü.

O da ne? Çirkin ördek gördükleri karşısında öylesine heyecanlandı ve sevindi ki sudaki yansımasına bakakaldı. Çünkü suda gördüğü yansıma bir ördek yavrusuna ait değildi. Üstelik çirkin de değildi. O kadar güzeldi ki kendisine bakarken gözlerini alamıyordu. Biraz önce görüp çok beğendiği kuğular ile arasında hiçbir fark yoktu. O an anladı ki, o aslında bir ördek değildi, doğduğundan beri bir kuğuydu.

Öylesine mutlu oldu ki daha önce ona söylenen çirkin sözlerini bir anda unuttu ve suya girip kuğu arkadaşlarının yanına gitti. Kuğular aralarına katılan bu yavru kuğuyu hemen yanlarına aldılar ve birlikte yüzmeye başladılar.

Artık yavru kuğu nehirde keyifle yüzüyor eğleniyor, nehir kenarından çocuklar ise ona hayranlıkla bakıyorlardı. Yavru kuğu çok mutluydu, eski günlerini artık hatırlamıyordu bile…

Kendisi olmak onu çok mutlu ediyordu. Başkalarına benzemediği için kendisini çirkin hissetmenin ne kadar da yanlış olduğunu öğrenmişti. Böylece yavru kuğu uzun yıllar nehirde mutlu mesut yaşamaya devam etti.

egiticimasallar.com‘da Çirkin Ördek Yavrusu Masalı’nı okudunuz. Lütfen bizimle görüşlerinizi yorum kısmında paylaşmayı unutmayınız.

DMCA.com Protection Status
0 0 vote
Article Rating

Bir Cevap Yazın

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
error: Content is protected !!
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x
%d blogcu bunu beğendi: