papatya masali oku

Papatya Masalı

egiticimasallar.com sitemizde Papatya Hikayesi ve Masalı Okuyorsunuz.

Senelerden birinde kış mevsimi uzadıkça uzamış. Çocuklar soğuktan dışarı çıkamaz olmuşlar.  Ağaçların yapraklarına, yerlerde rengarenk çiçeklere, havadaki kuşlara özlem duyar olmuşlar. Ama esen sert rüzgarlardan ve bembeyaz karlardan başka dışarıda bir şey yokmuş. Toprağın altında ilkbaharın gelmesini bekleyen çiçekler ha olgunlaştı ha olgunlaşacaklarmış ama, kökleri onlara daha baharın gelmediğini söylüyormuş. Belli ki kış daha da uzayacakmış. İlkbahar güneşi yola çıkmak için daha hazır değilmiş. Gelincik çiçeği kırmızı tuvaletinin üzerindeki yeşil montuna daha da sarılıp “böyle giderse kıyafetim buruş buruş olacak” diye üzülüyor, mini mini mine çiçekleri “bu sene yukarı çıkamadan donacağız galiba” diye söyleniyorlarmış. Diğer çiçekler de endişeleniyorlarmış ama renklerini henüz seçemediklerinden biraz daha vaktimiz var nasılsa diye düşünüyorlarmış.

Menekşe morlu, tarla çiçeği mavili kıyafetlerini giymeye hazırlanıyorlarmış. Ancak bu çiçeklerden biri, toprağın altında beklemekten de çok sıkılmış. Kışın uzaması onun sabrını fazlasıyla taşırmış. Artık ben bekleyemeyeceğim, dışarı çıkmak istiyorum deyip toprağın içinde süzüle süzüle yukarı doğru ilerlemiş. Sabırsız çiçeğin aklında bir tek dışarıdaki çocukları görmek, onlara selam vermekmiş. En sonunda bir gece herkes uykudayken, başını hafifçe önce topraktan, sonra da karlardan dışarı çıkarmış.

Sabah olunca güneş uykudan uyanmış. Dağın tepesine tırmanıp aşağıdaki karları izlemeye koyulmuş. Tam o sırada bembeyaz karların üzerinde, başını dışarı çıkarmış çiçeği görünce şaşırmış kalmış. Daha uyanamamışım galiba diye düşünüp, gözünü ovuşturmuş. Bu kez çiçeği daha parlak, daha da güzel görmüş. Çiçeğin parlaklığını görünce onu kıskanmış. Güneş daha da fazla parıldamaya başlamış. Sabaha kadar durmak bilmeden karları bir o yana, bir bu yana savuran rüzgârın şaşkınlığı da ondan farklı değilmiş.

papatya masali oku

“Yahu bu olacak şey mi? Karların ortasında bir çiçek… Rüya görüyorum galiba, belli ki çok yoruldum. Gidip dinleneyim” deyip esmeyi bırakmış. Güneş rüzgârın gittiğini görüp “Bu işte bir iş var… Rüzgâr da gittiyse, ilkbahar gelmiş olmalı, çiçekte çıkmış zaten” demiş, ısındıkça ısınmaya başlamış.

Bunlar olurken sabırsız çiçek soğuktan tir tir titriyormuş. “Ah şu akılsız başım, nasıl yaptım bunu, aceleciliğimden soğuktan kuruyup gideceğim, niye baharın gelmesini beklemedim sanki” diye ağlıyormuş.

Çiçeğin sesini duyan serçe “hey millet çıkın da dışarı bakın, bir çiçek dışarı çıkmış bile, haydi kalkın, bahar geldi!” diye bağırmaya başlamış.

Serçenin sevinçli çığlığını duyan ağaçlar durur mu? Duyar duymaz dallarını gererek uyanmaya başlamışlar. Kısa bir sürede her şey değişmeye başlamış. İlkbaharı getiren yaramaz çiçek aceleciliği yüzünden üstüne renkli bir kıyafet giymeyi unuttuğu için yalnızca beyaz yapraklara sahip olmuş. Bu yüzden herkes ona papatya demeye başlamış.

O gün bu gündür, papatya aceleciliğinden hiç vazgeçememiş. O yüzden de her yıl baharın geldiğini bize ilk önce papatyalar müjdelemiş. Siz de mart ayında, papatyaların kırlarda açtığını gördüyseniz, bilin ki bahar gelmiştir.

egiticimasallar.com‘da Papatya Masalı okudunuz. Lütfen bizimle görüşlerinizi yorum kısmında paylaşmayı unutmayınız.

Eğitici Masal serimizden Çatlak Kova Masalımızı okudunuz mu?

DMCA.com Protection Status

Bir Cevap Yazın

error: Content is protected !!
%d blogcu bunu beğendi: